Bir süre sonra fark ediyorsun: kendini nerede bıraktığını hatırlamıyorsun. Başkalarının beklentilerine göre şekillenen bir hayatın içinde, sesin yavaş yavaş kısılıyor. Yaptıkların doğru, seçimlerin mantıklı; ama bir yerde sen yoksun. Geri dönmek, kaybolduğun yerden başlar; çünkü kaybolduğunu fark ettiğin an, aslında dönmenin ilk anıdır.
Kendine geri dönmek, geçmişi düzeltmekle değil, bugünle yeniden tanışmakla olur. Belki uzun zamandır kendine sormadığın bir soru var. Belki yanıtını duymaya cesaret edemediğin bir his. Kendine dönmek, o hisin karşısına oturmak ve kaçmadan dinlemektir.
Hayatın değişmesini dışarıdan beklemediğin gün, içeride başlayan dönüşümü fark ediyorsun. Küçük bir adım, dürüst bir cümle, kendine verilmiş sessiz bir söz… Hepsi geri dönüşün parçası. Ve bir gün, dönüp baktığında kaybettiğin sandığın yerden, aslında kendine doğru yürümeye başladığını görüyorsun.
Belki de aradığın hayat, kaybettiğin yerin hemen yanında duruyor. Sadece dur, dinle ve kendine dön.